gökkuşağı

9 Mart 2013 Cumartesi

I ♥ BIGBANG



BigBang'in koyu hayranlarından olupta blogta onları tam anlamıyla tanıtan bir yazının olmaması olur mu hiç? Oluyormuş meğer bakınız ben! BigBang hakkındaki bir çok şey yazdım yazılarımın çoğunda onlardan bahsetmişimdir ama onları tanıtan benim gözümden anlatan bir yazı yazmadığımı farkettim daha doğrusu koyu bir VIP olarak BigBang'i bilmeyen insanlara tanıtmadığım için utandım (aslında BigBang'in değerini bilmeyecek oppa oppaaağğğğ diye sadece görüntü üzeri ilgilenen insanlar bu konunun dışında olsun! kışt kıştttt! :D ) Bu konu şöyle açıldı geçenlerde http://yunaninkoregunlugu.blogspot.com/ 'dan Öykü bana facebook'tan bir mesaj attı ve BigBang'i tanımak istediğini bunun için yardımcı olup olamayacağımı sordu,benden şarkı tavsiyeleri istedi. Bende durur muyum gönüllü olarak bu işe el attım. Umarım Öykü'de memnun kalmıştır hatta bununla ilgili bir yazı bile hazırladı bir göz atmak isterseniz buyrun: Tık Tık  
İşte bu farkındalık o anda oluştu dedim ki bildiğim kadarıyla BigBang'i tanıtayım,merak edenler,tanımak isteyenler faydalansın hemde benim gözümde onların nasıl bir yere sahip olduklarını da anlatmış olurum...Umarım başarabilirim, bir hatam olursa şimdiden affola çünkü bu yazı birazcık fangirllük içerebilir sonra uyarmadı demeyin :D

Benim için BigBang emek vermek ve mücadele ruhunu simgeliyor.Onlar yaptıkları her işte kendilerini sürekli geliştirip mükemmeli yakalamaya çalışıyorlar.Yaptıkları hiçbir şey yapmacık durmuyor,sahte değiller. Ben hayatımda daha önce hiç kimsenin böyle fanı olmadım çünkü hiç kimse bana böyle hitap etmedi.Tamamıyla beni yansıtmadı. Benim için Bigbang bir milat gibi öncesi ve sonrası var.O nedenle onları tanıtmaktan büyük mutluluk duyuyorum... :D
Evet işte başlıyoruz: 
İlk olarak grubun maknaesinden başlayalım: " SeungRi " (Lee Seung Hyun)


SeungRi 12 aralık 1990 doğumludur.Grubun en küçüğüdür ama ailesinde en büyük çocuktur o nedenle grubun maknaesi olmayı sevmez,abilerine bu yüzden bazen isimleriyle hitap eder özellikle de T.O.P'a sonrasında tabiki şamarı yer :D Grubun yaramazıdır kendisi maknae olmayı sevmez ama yeri geldiği zaman maknae olmayı sonuna kadar kullanır. Lakapları: V.I,Victory ve Panda. Ona panda denmesinin sebebi de büyük göz altı morluklarından dolayıdır. Gruba girmeden önce yaşadığı kasabada bir dans grubu vardı,YG'nin elemelerine katıldı ve seçmeleri geçti.Ama gruba seçilmekten son anda elendi.YG papa ona ikinci bir şans verdi ve Ri bu şansı çok iyi kullandı ve zorda olsa gruba girdi,kendini kabul ettirdi.SeungRi çok iyi bir koreograftır hatta geçtiğimiz senelerde bildiğim kadarıyla kendi kasabasında bir SeungRi Akademisi açtı. Ri grubun ara vokallerindendir. Şarkıların çoğunda dikkat ederseniz ara sesleri o doldurur. Grup dışında "VVIP" adında bir solo albümü vardır bunun yanı sıra oyunculuk ve sunuculukta yapmaktadır. Bazı fanlar ilk başlarda maknaeyi sevmiyorlardı ama o kendine has sevimli ve yaramaz kişiliğiyle kendini kabul ettirdi ve grubun fanlarla olan bağı haline geldi.



 SeungRi konuşmayı çok sever,grup hakkında bilgi vermeyi çok sever özellikle de bütün kirli çamaşırları ortaya dökmeye bayılır, Ev hayvanlarından pek haz etmez o yüzden GD'nin köpeği Gaho ve Taeyang'ın köpeği Boss'la pek geçinemezler. Taklit yapmaya bayılır özellikle de YG papanın taklitlerini... Örneğin Grup üyelerinin taklitlerini VVIP şarkısının klibinde bile yapmıştı işte burda: :D :D



 Kendisinin de söylediği gibi BigBang 4 kişi olarak düşünülemez SeungRi olmasa eksik kalırdı :D Grupta en iyi GD ile anlaşır onların ilişkileri tam bir komedi :D Ri her zaman yapacak bir yaramazlık bulur ve GD yi deli eder,azarı yer ama uslanmaz.Bu ikiliyi izlemeye doyamazsınız o yüzden fanlar onlara Tom ve Jerry'de derler.
Mesela o anlardan birkaç resim :





 Grubun içinde küçük bir oğlan çocuğu yatan abisi: "T.O.P" (Choi Seung Hyun)


T.O.P 4 kasım 1987 doğumludur.Grubun en büyüğüdür ama birazcık derine indiğinizde görürsünüz ki içinde küçük bir oğlan çocuğu yatar. Sert duruşunun ardında kibar bir beyefendi vardır,etkileyici bakışlarıyla ünlüdür. :D Hatta "Çocukluk hayaliniz neydi?" diye sorulan bir soruya "Harika bir centilmen olmak istemiştim" diye yanıt vermiştir. Grubun rapçisidir,kendine has rapi ve sesiyle gruba özgü bir tarz katar.Grubun sözyazarlarından biridir.Mesela Oh Mom adlı şarkısını bir fanından gelen mektup üzerine duygulanarak yazmıştır. Lakapları: Bingu,Tempo,Tabi.

Çoğu Kpop gruplarındaki gibi en büyük olarak lider değildir.Bu konu sorulduğunda Liderin GD olduğunu ve GD'nin her konuda kendisinden büyük olduğunu GD'nin olgunluğuna saygı duyduğunu belirtmiştir.T.O.P'ın gruba girmeden önce kendi grubu vardı kardeşim dediği bir arkadaşıyla sokaklarda rap yaparlardı ama malesef arkadaşını bir trafik kazasında kaybetti. Hatta bu yüzden ehliyeti yoktur,araba süremez o olaydan sonra kendisinde araba sürme gücünü bulamamıştır.YG elemeleri için zoru başarmış 40 günde 20 kilo vermiştir.T.O.P'ın hiçbir yerde çıplak bir fotoğrafını bulamazsınız.Şanslıysanız en fazla kısa kollu halini görebilirsiniz,ceketsiz halini görmek biraz zordur..Bu konu hakkında fanlar arasında şehir efsanesine dönüşmüş türlü hikaye vardır.Bir tanede benden olsun: bence T.O.P YG elemeleri için kendisine kilo verilmesini şart koştukları için şimdi bunun intikamını alıyor.Siz beni böylesine zorlar mısınız size bundan sonra hiçbir şey göstermiyorum diyor :D :D İşte T.O.P'ın en dekolteli hali aşağıda :D Konserlerde bile üst değiştirirken üyelerin yanında üstünü değiştirmez farklı bir oda istermiş :D


 T.O.P dans etmeyi pek sevmez onun kendine has bir dansı vardır. :D :D Ama çoğu dans ediyorum diye geçinen şarkıcılardan daha iyi dans ediyor,yeter ki istesin ^^



Pembe rengi çok sever ayrıca oyuncak koleksiyonu yapmaya bayılır.Grup çalışmaları dışında GD ile ortak "GD&TOP Vol1" adında bir albüm yapmışlardır ayrıca oyunculuk yeteneği vardır. Rol aldığı dizi ve filmler: Irıs,71-İnto the fire,Nineteen...



 Grubun gülümseyen meleği ve huzur veren sesi " Daesung " (Kang Dae Sung)


Daesung 26 Nisan 1989 doğumludur.Grubun ana vokallerinden biridir.Şarkılarda Dae'nin sesini bir kez duyduğunuzda aklınızda kalır, onun sesinin tınısını unutmak zordur.İnsana huzur veren bir sesi var.Onun ince bir ruhu vardır,kimseyi incitmek istemez bunun yerine kendini suçlar.Her zaman gülümser,çevresindeki herkesi de gülümsetir,Onun gülen yüzüne kapılmamak zordur.



 Dae'mizin başından 2011 yılında kötü bir kaza geçti.Yolda bir kaza olur bir araba motorlu birine vurup kaçar bunu gören bir taksici arabasını durdurur ve yardım etmek için motor sürücüsünün yanına gider bu sırada Dae yolda bu kazayı görür bir anda kontrolünü kaybeder ve  taksiye çarpar. Olaydan sonra kaza geçiren kişi öldü, görgü tanığı taksiciye göre zaten Dae ona vurmadan önce ölmüştü. Dae bu olaydan sonra aklandı ama sahneye çıkacak gücü bulamadı, hayranlarıyla göz göze gelmekten korktu,büyük bir travma yaşadı.YG mahkeme sonuçlanıncaya kadar Dae'nin grup çalışmalarını askıya aldı bir süre grup programına katılmadı.Grup bu yüzden onsuz zor zamanlar geçirdi. Dae'ye tekrar sahneye çıkma özgüvenini kazada ölen kişinin ailesi sağladı,onu desteklediler. Fanlar da Dae'yi sonuna kadar desteklediler,arkasında durdular.Zorlu bir süreçten sonra Dae'nin yüzü tekrar güldü ve ona has ışığını fanlardan esirgemedi.Bir kişi  için bile olsa bunu yapacağım dedi ve yoluna devam etti.Ama araba kullanma gücünü tekrar kendinde bulamadı. Bunun üzerine GD ile Wings adlı solo şarkısını yazdılar.Olaydan sonra ilk bu şarkıyla hayranlarının karşına çıktı.


Daesung gruba ilk kabul edilen üyelerden biriydi ama ailesi özellikle babası onun şarkıcı olmasını desteklemiyordu.Onun bir papaz olmasını istiyordu.Dae okuldan sonra gece geç saatlere kadar YG'de eğitimi için çalışıyordu.Ailesini ikna ettikten sonra grup için rahatça çalışmalara başlayabildi.YG'nin eğitim sürecinde eğitmenlerin sevdiği bir öğrenciydi o nedenle eğitmenlerin tavsiyesi gruba seçilmesinde büyük önem taşımıştır.Dae grupta en çok T.O.P'a takılmayı sever..Daesung grup dışı aktivitelerinde TV Show programlarında sunuculuk yapar.Ayrıca sonunda (sonunda diyorum çünkü dört gözle bekliyordum) Daesung'unda D'scover adında bir solo albümü oldu.Albüm Japonca da olsa çok mutluyum.Bütün üyelerin bende yeri çok ayrı ama Dae'ye karşı biraz farklı çünkü neden bilmem onu anaç duygularla seviyorum,alıp bağrıma basasım geliyor :D Çok seviyorum bu sevimli zibidiyi ya :D



Grubun hiperaktif çocuğu,dans makinası ve karakteristik sesi: " Taeyang " (Dong Young Bae)


Taeyang 18 mayıs 1988 doğumludur. Grubun ana vokallerindendir ve dansçısıdır.Lakapları: SOL, Solar.Yetenekleri arasında Piano çalmakta vardır.Onu dans ederken gördüğünüzde izlemeye doyamazsınız,müthiş dans eder.Özellikle de suşi dansını izlemediyseniz çok şey kaybediyorsunuz.


 Vee eşsiz sesi;onu dinlerken hayran kalacağınıza eminim, Dae gibi unutulması zor bir sesi var.Hele birde güldü mü tamamdır dersiniz ki bu adam dünyanın 8.harikası :D





 Tae, GD ile birlikte grubun ana taşlarından biri çünkü BigBang'den önce YG de tam 6 yıllık bir eğitim süreçleri var.Bu ikili GDYB adında bir grup olarak, YG nin o zamanki ünlü gruplarına eşlik ederek konserlerde de boy gösteriyorlardı.Taeyang o zamanlar rap üzerine eğitim alıyordu ama BigBang için vokal arandığını öğrenince alanını bu yöne çevirdi.İyiki de böyle yaptı yoksa o güzel sesinden mahrum kalabilirdik.
Taeyang'ın şimdiye kadar hiç ciddi bir ilişkisi olmadı,kimseyle çıkmadı.Ama yaramazlık yapmadan duramıyor nerde güzel bir kız görse hemen kendini öptürüyor,tabi yanaktan canııım :D :D Taeyang'ın grup dışında iki solo albümü var, ilki "Hot" diğeri de "Solar" Hatta " I need a girl" adında bir şarkısı da bulunmakta ki bu yüzden çok fazla tiye alındığı zamanlar  da oldu :D Klibi ne kadar sinirlerimi bozup fangirllük damarımı kabartsada  şarkı muhteşemdir,dinleyin ve onun nasıl bir kıza ihtiyacı olduğunu anlayın :D Onun sesini daha iyi tanımak isterseniz BigBang şarkıları yanı sıra Wedding Dress ve Tablo'yla düet yaptığı Tomorrow adlı şarkıları da dinleyebilirsiniz.


 Vee geldik esas adama Grubun özgün ve özgür ruhlu Lideri: " G-Dragon " (Kwon Ji Yong)


Liderim 18 ağustos 1988 doğumludur.Grup liderliğinin yanı sıra grubun rapçisi ve vokalidir.Hem şarkı söyler hemde rap yapar.Deyim yerindeyse bir şarkı sözü bankasıdır. Kendine ait bildiğim kadarıyla 107 şarkının telif hakkına sahip.BigBang'in söylediği çoğu şarkı onun imzasını taşır. Lakapları:GD,Kwon Leader.Kendini ve grubu sürekli geliştirerek yenilemeyi sever.Kore'de hep ilkleri başlatmıştır.Yeniliğe açıktır,denemekten korkmaz.Moda ikonudur.Giydikleri anında trend olur. Duruşunun aksine çok düşüncelidir.Ailesiyle mutlu bir yaşam sürmeyi listelerde bir numara olmaya  yeğler. GD ve BigBang albüm çıkaracakları zaman diğer Kpop grupları kendi projelerini askıya alırlar. Bu adamın yeteneğini saymakla bitiremem herhalde... :D YG den önce SM de stajyerlik yapmıştır. YG Papa onu keşfetmiştir, ikna edip onu YG'ye almıştır.Dövme yaptırmayı sever ama onun her dövmesi geçirdiği zorlukların bir nişanesidir.Çünkü hepsinin ayrı anlamları vardır.



                       "Too fast to live , Too young to die"
                                           Yaşamak için çok hızlı, ölmek için çok genç!

Mesela bu dövmeyi ilk çıkış yaptıklarında şu olay üzerine yaptırdı: Haru Haru ve Lies parçalarıyla büyük başarı yakalamışlardı ama Japon bir şarkıcıyı kopyaladıklarıyla ilgili bir iddia atıldı ortaya zor zamanlar geçirdiler ama İki tarafta bu suçlamayı kabul etmedi. Ve aklandılar. GD bu dövmenin kendisi için anlamını şöyle açıkladı: "Üstesinden gelmek zorunda olduğum ne kadar zorlukla karşılaşırsam karşılaşayım, şimdi pes etmek, çok erken benim için." Aslında GD'nin hayata bakışı bu şekilde başına ne gelirse gelsin tüm zorluklara rağmen kendini ve grubu hep ayakta tutmayı bildi,bu çocuğun bu yüzden bende yeri değiştirilemez. 

GD'nin başından da kötü bir olay geçti.2011 de Japonya'da bir büyük konser sonrasında yapılan partide kendini GD'nin fanlarından biri olarak tanıtan biri GD'ye bir sigara uzatır,GD'de bu yapılan ikramı geri çevirmenin kabalık olacağını düşünüp kabul etmiş ve bir iki nefes çekip atmış.Parti sonrasında "GD uyuşturucu kullanıyor" diye yapılan bir ihbar üzerine polis GD'yi sorguya alır. Böyle birşeyin olmadığını anlatır ama yapılan tahlillerde saçında çok az bir miktarda daha doğrusu minimum seviyede bir uyuşturucu maddeye rastlanır.GD durumu kabul etmez bir yanlışlık olduğunu söyler ve sonra bu olayı hatırlar.Yapılan mahkeme sonunda durum ortaya çıkar.GD tüm açıkyürekliliğiyle kötü bir alışkanlık olarak normal hayatında sadece sigara içtiğini, o gecede olanların da aynen böyle olduğunu anlatarak fanlarından özür diledi.(Keşke o sigarayıda bıraksan kuzum ya...) Kore'de herşeyin açık açık konuşulduğu bir program var.Ünlüler anlatıp rahatlamak istedikleri şeyleri bu programda anlatıyorlar.Programın adı da:Healing Camp.Eğer GD ve Daesung'un olayları hakkında birinci ağızdan bir şeyler öğrenmek istiyorsanız GD ve Dae'nin katıldığı bu programı izlemelisiniz.(Türkçe altyazılı bölümleri mevcut) Sunucuları da aklınızdan geçen bütün soruları çekinmeden soruyorlar aldığınız cevaplar eminim sizi tatmin edecektir.Benim için öyle oldu çünkü bir insanın yalan söylediğini anlatırken bir şeyler dikkatinizi çeker,kuşkulanırsınız.Ama gördüm ki iki üyede tüm doğruluklarıyla,açıkyüreklilikle herşeyi açıkladılar.Ben onlara inanıyorum.Zaten inanmasam bu kadar büyük fanları olmazdım.
BigBang 2011 de yaşanan Dae'nin kaza olayı ve GD'nin bu olayı üzerine büyük sarsıntılar geçirdi.Hatta grup ayrılma noktasına bile geldi ama onlar birbirlerinin kötü zamanlarında hep yanyana oldular.Hatta bir programda GD bu olay üzerine SeungRi'nin ona gelip hiç birşey söylemeden omzunda 20 dakika boyunca ağladığını anlatmıştı. Ben onların bu kardeşliklerine bayılıyorum Onları güçlü yapan şeyde bu: zor zamanlarda bile birbirlerini desteklemeleri... Konuya dönecek olursak GD'nin grup dışı aktivitelerinde kendisine ait 2 ayrı solo albümü var; İlki Heartbreaker diğeri de bu sene çıkardığı One of a Kind albümü.Son albümünden benim en çok sevdiğim parçasını paylaşmak istiyorum:" Without you"





GD hakkında söylemek istediklerim o kadar fazla ki bir başlasam sonu gelmez,zaten uzunca bir yazı oldu o yüzden birazda onun saçlarından bahsedip GD bölümünü burda bitireceğim, umarım :D :D Benim bu çocukta en sevdiğim özelliklerden biride ne yapıyorsa kendine yakıştırıyor buna saçları da dahil. Ben ki erkekte sarı saçı sevmem daha doğrusu sevmezdim GD benim bütün tabularımı yıktı. Ben ki Boys Over Flowers'ta KHJ'ın o sarı saçı yüzünden diziyi yarım bırakmış birisiydim (o saç rengine hala dayanamıyorum orası ayrı tabi :D ) GD'yi birazcık takip ediyorsanız bilirsiniz ki her saniye saç rengi ve şekli değişebilir.

 





Ben onu gökkuşağım diye seviyorum ancak böyle anlatabilirim. Bakınız GD'nin en sevdiğim halide budur: 



BİGBANG'İ DAHA İYİ TANIMAK İÇİN YAPMANIZ GEREKENLERDEN BİR KAÇI: ^^
  • Mutlaka ama mutlaka BigBang'in nasıl oluştuğunu,üyelerin nelerin üstesinden gelerek bu grubu oluşturduklarını anlatan Big Bang Documentary'yi izlemelisiniz.
  • 2011'deki büyük zorlukların ardından 2012'de dönüş yaptıkları albümlerinden Fantastic Baby şarkısının klibini normal bir klip gibi izleme.Araştırıp klibin içerdiği anlamlarıyla birlikte tekrar izle eminim etkileneceksin.Çünkü o klip tamamen bir geridönüş klibidir.
  • Onların şarkılarına birde Türkçe altyazılarıyla birlikte bak, özellikle GD'nin yazdığı şarkı sözlerinin derin anlamları olduğunu farkedersin.
  • BigBang'in konserleri için yaptıkları parodilerden: BIGSHOW 2010 1 Night 2 Days,Secret Garden, Coffee Prince ve Boys over Flowers parodilerini mutlaka izleyin :D Özellikle de GD'nin Gil Ra İm halini ve Daesung'un "Smeeelll"ini kaçırmayın. ^o^
  • BigBang için önemli olan olayları öğrenmeniz lazım;Mesela 2011'de MTV EMA'da dünya çapında diğer ünlüleri geçip ödül kazandıklarını bilmeniz önemli :D :D
  • BigBang'in fanlarının onlar için çok önemli olduğunu bilmeniz lazım ^^ Zaten birazcık VIP olmaya yaklaşmışsanız bunu farketmeye başlarsınız. Onlar yaptıkları her işte giysilerinden tut en ince ayrıntılara kadar sana ne kadar önemli biri olduğunu hatırlatırlar. :D FOREVER VIP!!! :D
  • BigBang'i ne kadar geliştiğini ve kendi tarzlarını nasıl oluşturduklarını daha net görmeniz için ilk çıkış parçaları "La la la" ve son klipleri "Monster" ın kliplerini izlemenizi öneririm.
Başlangıç için BigBang şarkılarından öneri isterseniz benim listem şu şekilde olur: (Yazı baya uzun olduğu için videolarını paylaşmıyorum onun yerine linklerini ekliyorum tıklayıp dinleyebilirsiniz) İlk olarak bence BigBang'in mihenk taşlarından HARU HARU daha sonra zirve yaptıkları  LİES'i dinlemelisniz..Sonrasında ise Let me hear your voice,Tonight,Tell me goodbye,Bringing you love,Stupid liar,Ain't no fun,Stay,Bingle bingle,Still alive,Top of the World...  Bu saydıklarımdan hariç benim favori listemi isterseniz: Blue, Love Song,Fantastic Baby,Cafe,Oh my baby,Love dust, My heaven,somebody to love, Bad Boy.... İnanın bu listeyi hazırlarken o kadar zorlandım ki buraya yazamadığım onca güzel şarkı resmen içime oturdu. BigBang üyelerinin solo albümlerinden şarkılarda isterseniz:GD için:This Love,Crayon,Missing you, Breathe... T.O.P için oh momAct Like Nothing's Wrong, Turn it up... SeungRi için: What can I do,VVIP,Strong Baby,Open Window... Daesung için:Look at me Gwisoon,Wings,Baby don't cry... Taeyang için:Wedding Dress,Tomorrow,I need a girl...

Elimden geldiğince BigBang'i ve onların sevdiğim yönlerini anlatmaya çalıştım.Evet birazcık uzun bir yazı oldu

 ama umarım memnun kalırsınız :D Lütfen yorumlarınızı esirgemeyin... :D :D 

"Mutluluktan Gözleri Dolmuş Fangirl Anlatıyor" serimi okumak isterseniz:

7 Mart 2013 Perşembe

DUA...



Bugün bir şeyin farkına vardım;Yıllar önce ettiğim bir duam gerçek olmuş.O zamanlar bilmiyordum böyle olacağını,demek ki o kadar kalpten istemişim ki...  Bu durumu nasıl oldu bilmiyorum ama uykumda farkettim,uyandığımdan beridir bu düşünceler içindeyim. Ne garip bir şey gerçekleşen duana sevinememek... Ne garip yıllar öncesinde olması için yalvardığım bir şeyin bugün gerçekleştiği halde canımı acıtması...Açıkçası kendime kızdığım şey kendimi değersiz hissettiren biri için bu duaları yapmış olmam,değmeyecek biri için gardımı düşürmem....  İnsan dua ederken çok dikkatli olmalı yoksa duan gerçekleştiği halde bunu dünyadaki sınavınmış gibi görürsün,Şuan yaşadığım tam anlamıyla olmasada böyle bir şey...

Acıtmışım canını sevdikçe...


"Olmadı diye sızlandığın duaya, gün gelir olmadı diye şükredersin...''
                                                                                                                                Şems-i Tebrizi

Keşke'li bir cümle kurmak istemiyorum ama İyiki ile başlayan bir cümle bugün yüreğime ağır geliyor,canımı acıtıyor... Neden herşey sana dönüyor hayatımda? Neden azad edemiyorum seni ve beni..? Anladım ki yaptığım şeyler,çevremde olanlar değil Sen'sin bu dünyadaki sınavım...


Durumumu en iyi Sabahattin Ali açıklamış sanırım,bugün bu sözlere sığındım:



"Dünyada bir tek insana inanmıştım. O kadar inanmıştım ki, bunda aldanmış olmak, bende artık inanmak kudreti bırakmamıştı. Ona kızgın değildim. Ona kızmama, darılmama, onun aleyhinde düşünmeme imkân olmadığını hissediyordum. Ama bir kere kırılmıştım. Hayatta en güvendiğim insana duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı; çünkü o benim için bütün insanlığın timsaliydi."
                                                                 Sabahattin Ali




"İnsan biraz olsun akıllanmaz mı?
Büyümez mi er geç?
Yanardağ gibi için için
Sönmez mi bu sinsi ateş?"

4 Mart 2013 Pazartesi

KİM Kİ DUK FİLMLERİNDEN: "RÜYA"


Kim Ki Duk'un filmlerini izlemeyi çok severim ama izlemeden önce çok düşünürüm çünkü bu adamın filmlerini izlediğim zaman en az bir hafta kendime gelemiyorum.Onun filmlerini herkes kaldıramaz.Filmlerini izleyenler bilirler Kim Ki Duk başka kimseye benzemez,kendine has bir anlatım tarzı vardır ki insanı en can alıcı noktalarından vurur.Mesela Güzelliğin bir insanın başına neler getirebileceğini tüm gerçekliğiyle anlattığı;"Beautiful"


Yüreği katılaşmış,sevgiyi hiç tatmamış birinin bir anlıkta olsa sevgiyi tatmasından sonra neler yapabileceğini,bu duygunun nasıl alışılmış bir his olduğunu acıyla anlatan; "Pieta" (Acı)


Konuya dönecek olursak yine böyle uzun bir düşünme sürecinden sonra uzun zamandır beklettiğim Rüya (Bi-mong) filmini izledim.Uyku düşkünü biri olarak filmi izleyince uykunun ne menem bir illet olduğunu hissettim,uyuyup rüya görmekten korktum... Filmin konusu kısaca şöyle:
Herşey bir rüyayla başlar;Jin rüyasında kendisinin bir kaza yaptığını görür ve korkuyla uyanır.Rüyası o kadar gerçekçidir ki dayanamaz rüyasında kazayı yaptığı yere gider ve görür ki gerçekte de aynı şekilde bir kaza olmuştur.Kazayı yapan Ran adında bir kadındır.Jin Polisi takip eder ve Ran'ı bulur.Sonrasında gelişen olaylar gösterir ki Jin'in rüyasında gördüklerini Ran gerçek hayatta gerçekleştirmektedir.Bu ikili yaşadıkları olaylardan dolayı uykuyla dolayısıyla rüyayla baş etmeye çalışırlar.Ama insan uykusuzluğa ne kadar dayanabilir ki???
Film hakkında spoiler vermeyeceğim zaten bir Kim Ki Duk filmi izliyorsanız herşeye hazırlıklı olmanız gerekir.Film hakkındaki görüşlerime gelirsek bu film Kim Ki Duk'un diğer filmlerinden biraz daha hafif bir filmdi bence daha doğrusu biraz daha yumuşaktı,filmdeki renk uyumları çok güzel bir ayrıntıydı...




 Filmde bazı olaylardan sonra adam uyumamak için kendine türlü şeyler yaparken kızın mışıl mışıl uyuması çok zorladı beni,fena şekilde sinirim bozuldu... Ama o nasıl bir sondur,dondum kaldım...



25 Şubat 2013 Pazartesi

HOCALI KATLİAMI: UNUTMA!!!

Bundan tam 21 sene önce bugün yani 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı Kasabasında büyük bir acı yaşandı.Öyle bir acı ki hiçbir kelime anlatamaz daha doğrusu hiçbir tabir   karşılayamaz. Bugün ki tabiriyle "Soykırım"; o gün yaşanan olayların ancak binde birini karşılar.25 şubat 1992 gecesi Ermeni Birlikleri Müslüman Azeri Türklerinin yaşadığı Hocalı'ya baskın yaparak bir gecede kadın,çocuk,yaşlı ayrımı yapmadan tüm Hocalı'yı yok ettiler. Resmî kaynaklarına göre; 83 çocuk, 106 kadın ve 70'den fazla yaşlı dahil olmak üzere toplam 613 kişi öldürülmüş, toplam 487 kişi ağır yaralanmıştır. Kalan 1275 kişi ise rehin alınmış ve 150 kişi ise kaybolmuştur. Cesetlerde yapılan incelemelerde cesetlerin birçoğunun yakıldığı, gözlerinin oyulduğu, başları kesildiği görülmüştür.Öldürülenler arasında hamile kadınlardan kundaktaki bebeklere kadar hepsi türlü işkencelere maruz bırakılarak katledilmiştir.Bu yazıyı yazmamın sebebi yeni nesil bunlardan habersiz sadece gününü atlatmanın derdinde ve bu benim çok kanıma dokunuyor gerçekten üzülüyorum.Bu günleri unutmamamız lazım! Neden mi? Çünkü onlar Müslüman ve özellikle de Türk oldukları için katledildiler.Dünyadaki tüm Türk'leri yok etme mantığında hareket ettiler ve hala da ediyorlar(.Bu katliamlar sadece Hocalı'da olan birşey değil,Hocalı sadece görünen yüzü...) Türkleri öldürmenin büyük ödülü yanında getirdiğini adapte ediyorlar. Bakınız; Ermenistan'ın şimdiki Cumhurbaşkanı Sarkisyan Hocalı'da Ermeni birliklerine kumandanlık yapmıştır.Katliamı yapan canilerden doktor olan Zori Balayan "Ruhumuzun canlanması" adında bir kitap bile yazdı.Kitapta Hocalı'da yaptığı zaferlerini (!) anlatıyor.Bununla ilgili bir video izlemek isterseniz:




 Ben bu yazıyı yazarken titrememe engel olmaya çalışıyorum ama malesef yapamıyorum çünkü bu konular benim için her zaman çok önemli olmuştur,dokunulmazdır.Şimdi birden bire Bu Kore fanı şımarık kız bunları neden söylüyor,sen ne anlarsın ki? diyenler çıkacaktır mutlaka ama ben herşeyden önce Türk'üm ve bununla da gurur duyuyorum.Benim kore dizilerini,Kpop'u takip etmem ve Kore'yi sevmem benim Vatanımı sevmediğim anlamına gelmez.Her zaman ezilenin yanında olan bir milletim olduğu için Türk olmaktan gurur  duyarım ama malesef bizler ezilirken kimse yanımızda olmuyor.Haklı sayılıyorlar!Karşı çıkan olmuyor!Bunun için bu yaşanılan günleri unutmamamız lazım,bu konu hakkında birazcık da olsa bir kaç kişiyi bilgilendirebildiysem ne mutlu bana... Lütfen beni yorumlarınızla sevindirin...
(Bu arada bu yazı benim her zamanki yazılarımdan biraz farklı oldu; bolca foto ve video kullanmadım,kullanamadım çünkü ben bile kaldıramıyorum o görüntüleri...)
Bu konuyu burada sonlandırırken sizinle paylaşmak istediğim bir parça var,ben her dinlediğimde tüylerim diken diken oluyor.Dinleyince ne demek istediğimi anlayacaksınız:


Aramıza nifak tohumu sokmaya çalışanlara inat birlik olmamız lazım,Unutmamamız lazım,Unutturmamamız lazım:
"Ne Mutlu Türküm Diyene!!!"


3 Şubat 2013 Pazar

DOUBLE COMBO "11'Lİ MİM" :D :D

Başlıktan da anlayacağınız gibi bu mim farklı arkadaşlarımdan 2 kez bana paslandı, bende mim cevaplamayı çok sevdiğim için ikisini de cevaplayacağım ama bu mim diğerlerinden birazcık farklı ve beni çok zorlayacağa benziyor :D hadi bakalım bana kolay gelsin değil mi??? :D 
Şöyle ki bu mimin şartları var: Bu mimden kimseye bahsetmeyeceksin, Sana gönderilen 11 soruyu cevaplayacaksın, Kendinle ilgili 11 gerçek açıklayacaksın, Bu mimi 11 arkadaşına hazırladığın 11 yeni soruyla birlikte göndereceksin. Burda ki ama takipçi sayısı 200 ün altında olan Blogger arkadaşlara yardımcı olmakmış ^^ Ben şuan ki takipçi sayıma inanamazken 200 olursa ne yaparım bilmiyorum,Beni takip eden arkadaşlarımın hepsine içten teşekkür ediyorum ayrıca ben böyle kendi kafama göre saçmalarken beni takip ettiğiniz içinde minettarım :D :D :D
Bana bu mimi sevdiğim blogger arkadaşlarımdan Secret ve Monçiçi gönderdi,ikisine de teşekkür ederiiiimm ^^
İlk olarak Monçiçi'nin sorularıyla başlıyorum:
1- Bir zaman makinasi olsa hangi zamana geri dönerdiniz?
- ooo bu benim hayallerimin sorusu :D O makinayi bana verin ve geride almayın lütfeeennn!!! Çünkü o kadar çok görmek istediğim zamanlar ve kişiler var ki; hepsi de tarihi kişiler.Sevdiğim tarihi kişiliklerin zamanına gidip onları yakından incelemek, görmek isterdim. O tarihi kişiler ise: Fatih Sultan Mehmet, Hz. Muhammed, Atatürk, Adnan Menderes. Ama illaki benim hayatımda bir döneme geri dönüş yapmam gerekiyorsa çocukluğuma dönmek isterdim çünkü ne kadar sancılı da olsa en mutlu anlarım çocukluğumla ilgili... 
2- Hani 'O an' fotograflari vardir enstantene anlarin cekildigi.Sizinde o an dediginiz enstantene bir aniniz var mi?
- evet böyle anlardan oluşan bir sürü anım vardır çünkü "Bu kadar da olmaz!" denen ne kadar olay varsa başıma gelmiştir, anlayın ne kadar şanslı (!) biriyim :D Bu soruyu okuduğum da aklıma ilk gelen olay ben çocukken başıma gelen bir olay oldu. Ben anlatayım ne tepki vereceğinize siz karar verin :D  Ben 3 ve 4. sınıfa giderken bizim mahallede komşunun bana garezi olan psikolojisi bozuk bir horoz yüzünden çekmediğim kalmamıştı.İronik olan şeyse horoz benden nefret ettiği kadar da annemden ölesiye korkuyordu, annemi görse kaçacak delik arayan horoz beni görünce kaçtığım yere kadar kovalardı. Bu yüzden 2 sene boyunca (abartmıyorum 2 sene çektim bu hayvanı) okul çıkışlarında eve dönerken annem mahalle girişinde beni beklerdi. Annemin bir işi çıksın ve ben eve yalnız gitmeye çalışayım vay halime! Böyle bir günde horoz arkamda ben önde 2 mahalleyi 3 tur koştuğumu bilirim. İşte o horozla böyle zamanlarımda ilk göz göze geldiğimiz o anlar enstantene olarak çekilseydi o fotoğraflardan ödül bile alırdım :D :D
3- Etkisinden cikmakta zorlandigin kitap/film ?
- Hayatımın gidişatına göre değişir aslında bu soru ama beni ilk okuduğum andan itibaren hala etkileyen kitaplardan biri Çalıkuşu'dur. Erkek bir yazarın bir kadının hislerini bu kadar güzel anlatabilmesi beni etkileyen özelliklerden birisidir.
4- Sevgilinizin ailesiyle tanismaya gittiniz ve yemek faslina gectiginizde yiyemediginiz bir yemek varsa ne yaparsiniz?
- Çok zorlansam da belli etmem yemeye çalışırım veya yer gibi görünürüm  :D :D :D
5-Olmasini en cok istediginiz sey?
- Bilgi Ev'im ve Kore Hayallerim ^^
6- Paylasamam dedikleriniz?
- Kitaplarımı paylaşamam bu huyumu sevmiyorum ama verdiğim kitaplarım aynı şekilde bana geri dönsün isterim malesef bu güne kadar bu isteğim gerçekleşmedi!
7- Bir ortamda hicte ilgi duymadiginiz bir konu konusuluyor ne yaparsiniz?
- Çok sıkılırsam konuyu lehime çeviririm, durumu ele alır ve çoğunluğun hoşlanacağı bir konu açarım :D
8- Sizi en cok sasirtacak sey?
- Annemin inadı bırakıp benimle birlikte Kore Dizilerini izlemeye başlaması :D
9- Affedici misiniz yoksa intikamci mi?
- Aslında bu karşımdakinin neyi hak ettiğine bağlı... Şöyle de bir durum var affetsem bile asla unutmam tipik Yengeç Kadınıyım :D
10- Kurdugunuz en ucuk hayal?
-  BigBang üyelerinin kapıma kadar gelip beni Kore'ye davet etmesi ve Konserlerinde onları en iyi görebileceğim VIP bölümden onları izlemek ^o^ Evet biliyorum uçtum ve şuan fangirllüğüm kabarmış durumda :D :D
11-Rezil oldugunuzu dusundugunuz olay?
- Bir gün evde misafirler vardı. Bende mutfaktan salona çerez meyve felan getirip götürüyordum sonra mutfaktan çıktığımda karşıdaki boş odanın kapısının açık olduğunu gördüm ve beyaz bir şeyin aşağı yukarı hareket ettiğini görmemle bağırarak kendimi misafirlerle dolu salona tepetaklak atmam bir oldu :D  Meğer gelen misafirlerden bir teyze odaya namaz kılmaya girmiş  hareket eden beyaz şeyse kafasındaki beyaz örtüsüymüş :D :D sonradan kendi kendime çok güldüm ama o gün fena rezil olmuştum :D :D :D
Veee geldik Secret'in sorularına:
1) Hiç terkedildiğin oldu mu?
- Evet oldu ama sevgili olarak değil.Çok güvendiğim ve değer verdiğim biri tarafından resmen olmasa da terk edildim yani kısaca bana hissettirdiği bu! 
2) En yakın arkadaşın bir çocuktan hoşlanıyor. Ve sende daha sonra o çocuktan hoşlanmaya başladın. Üstüne birde bu çocuk arkadaşından değil senden hoşlanıyor. Ne yaparsın ? (Yuhh bu nasıl soru oldu :D )
- Evet baya ağır bir soru olmuş :D En yakın arkadaşım üzülecekse duygularımı bastırırdım,Çocuğuda kendimden uzaklaştırırdım söylerken çok kolay gibi gelebilir ama zorlansamda bunu yapardım...
3) Gitmek istediğin ilk 3 ülke?
- 1.Güney Kore
  2.Japonya
  3.Hindistan
4) Karar vereceğin zaman kalbinle mi mantığınla mı hareket edersin?
- Kalbime ve sezgilerime güvenirim...
5) Okul hayatın boyunca en zorlandığın ders hangisi olmuştur?
- Tabi ki Zıkkım Matematik!!!! Nefret ediyorum, hiç aram yok Matematik denen işkenceyle!!!
6)Marka takıntın var mı?
- Hayır yoktur,benim markam sevdiğim şeylerdir :D
7) Ailen yabancı damat olayına ne der?
- Ailemin yabancı diye bir sınırlama koyacağına inanmıyorum çünkü insan olması deyim yerindeyse adam gibi adam olması önemli bence benim ailemden onay alması için bunu göstermesi yeterli olacaktır.
8)Hayatında pişmanlığını yaşadığın bir olay var mı? Keşke yapmasaydım yada keşke demeseydim dediğin?
- evet var keşke insanlara bu kadar kolay güvenmesem ve hayır demeyi öğrensem... Pişman olduğum olaylar genellikle bu iki huyum yüzünden baışma geliyor, daha derine inmeyeceğim sonra hatırlayıp boş yere kendimi üzüyorum...
9)Şuan yaşadığın hayatta memnun musun? Daha farklı bir yerde olmak ister miydin?
- Çok şükür hayatımdan memnunum ama gerçekleşmesini istediklerim olsaydı daha rahat ve huzurlu bir yaşantım olabilirdi... Öncelikli olarak açıklamam gerekirse şuan nitelikli bir iş bulmuş çalışıyor olmak isterdim...
10) Tekrar tekrar okumaktan bıkmadığın yada tekrar izlemekten bıkmadığın filmler var mı?
- olmaz mı? :D Çalıkuşu ve Alacakaranlık Serisi, Film olarakta özellikle Yeşilçam filmlerini tekrar tekrar izlemekten bıkmam mesela; Selvi Boylum Al yazmalım... :D :D :D 
11) Anneni mi daha çok seviyorsun babanı mı? kkkk
- İkiside benim bebeklerim :D :D :D
 En zor kısma geldik ki nasıl tamamlayacağım bilmiyorum, işte hakkımdaki 11 gerçek:
-> Adım gibi EfeKızıyım :D Kafasına koyduğunu yapan, aşırı derecede inatçı aynı derecede de sevimli bir kızım işte... :D
-> Karşıdaki insana fazlaca değer verip başının üstüne çıkardıktan sonra verdiğim değeri alamadığım gibi salak yerine konduğum ve bu nedenle de kendime her seferinde kızdığım doğrudur!!!
-> Eşyalarımın yerini milimi milimine bilirim, küçük bir değişikliği bile farkederim :D
-> Mükemmeliyetçi ve ayrıntıcıyım. Herşeyi  en ince ayrıntısına kadar hesaplarım ^^
-> Değer verdiğim insanlar için kendi mutluluğum ve rahatımdan vazgeçebilirim, bu huyum iyi mi kötü mü hala karar verebilmiş değilim :)
-> KoreFanı olmadan önce Kore dizilerine karşı çok önyargılıydım hatta bu yüzden en yakın arkadaşım gece gündüz kdrama izliyor diye kavga bile etmiştim. Şu an onun ahını çekiyorum bence :D :D :D 
-> Hazırcevabımdır. Gerektiğinde de lafımı da esirgemem... 
-> Beni ilk kez gören insanlar çok ciddi ve soğuk durduğumu söylerler ama aslında öyle değilim sadece ilk karşılaşmada karşımdakini izlerim. Arkadaşlarımda bilirler ki yerinde duramayan deli bir kızım aynı zamanda yaşıtlarıma göre de olgun bir kızım...
-> Beni tanıyanlar bu döneme ait olmadığımı söyler çünkü yaşıtlarım gibi değilim, her konuda az veya çok mutlaka bir ön bilgim vardır. En yakın arkadaşım bana "senin nasıl bir çocuğun olur, onu nasıl yetiştirirsin çok merak ediyorum?" der durur bu yüzden :D Birazcık kendimi övdüm ama bundan da rahatsız oluyorum...
->Yakınlarımı ve ailemi çok fazla korurum şöyle ki ben sevdiklerime her şeyi yaparım ama başkalarına dokundurtmam böyle bir özelliğim var :D :D
-> Her zaman gülümserim. O an başıma çok kötü bir şey de gelmiş olsa gülerim bu huyumu bende anlayamıyorum, ağlamam gereken yerlerde katıla katıla gülmem deli olduğumun bir işareti mi??? :D :D :D
Şimdi geldik benim sorularıma:
1. Tuttuğun günlüğü farzet ki annen okudu ve yazdıklarını beğenmediği sayfaları da yırttı ne yaparsın?
2.Senin ilgi ve hobilerinle dalga geçen insanlara neler yapmak istersin?? İşkencelere açık soru resimlerle destekleyebilirsin :D
3. Şuan çalışma masanın üzerindeki 3 şey???
4. Yanında kendini rahatsız hissettiğin biriyle iş nedeniyle uzun bir yolculuğa çıkman gerekiyor ne yaparsın???
5.En büyük hayalin ne? Gerçekleştirmek için hiç adım attın mı?
6.Blogger olmaya nasıl karar verdin?
7.Geleceği görmek elinde olsaydı, kaç yıl sonrasını görmek isterdin??? Neden???
8.Elinde olsaydı kendi ismini ne koyardın??? Uçuk soru :D :D
9.Hayranı olduğun kişi gerçek hayatta karşına çıksa ve peşinde birileri olduğunu söyleyip ona yardım etmeni istese, onu canın pahasına korur musun??? Buda fazla uçuk soru :D :D
10.Kendini bir resimle anlat desem???
11. Sana bu zor soruları gönderen EfeKızı'na söylemek istediklerin??? Eleştiriye açık soru :D :D :D
Bu mimi yapmak isterlerse Minashi'ye,Parfümümün Kokusu'na,Sulli'ye ve Şevval'e paslıyorum :D Kolay gelsin :D Yaşasıınnn Kötülüükkk Muhahahahaaaaa :D :D


Ahh sonunda bu mimide bitirdim, Çok şükür :D Hiçbir mimde bu kadar zorlanmamıştım :D
Görüşmek üzere Çingular, ANYOOO ^^

YENİ MİM GELDİ HANIIIM!!!

Bu aralar bol bol mim cevaplıyordum ki üstüne 2 mim daha eklendi ayrıca bir mimi farklı arkadaşlarımdan tekrar alınca dedim ki daha fazla bekletmeden cevaplamak istedim.Bu mimi bana Monçiçi ve Küçük Filozof gönderdi.Bu mim için sevgili arkadaşlarıma çok teşekkür ederiiimmm :D eveeet başlıyoruum:
1.) Şu an olsa çok sevinirim???
-ahh aklıma ilk olarak Kore'ye uçuş bileti geldi, Şu an elimde olsa fena halde sevinçten çıldırırdım herhalde... Sonra biraz düşündüm de canım ramen çekti olsada yesem... hmmmm nefis :D :D :D
2.) Şimdi orada olmak vardı???
- Önceki sorunun cevabından da anlaşılacağı gibi şuan Kore'de olmak vardı ama özellikle de kaçırmak istemediğim bir durum vardı ki malesef yapamadım Ne mi?? Tabiki BigBang'in Alive Final Tour'una katılmaktı :((
3.)  Ah... Nerede o eski günler..? Sahi insan neden geçmişe özlem duyar???
- Bir insanın geçmişte özlediği bir şeyler varsa,geride bırakamıyorsa özellikle de geleceğin o güzel günleri getirmeyeceğini hissediyorsa geçmişe özlem duyarak yaşar... Hayatta hiç bitmesin dediğimiz şeyler mutlaka bir gün son buluyor, malesef sonsuza kadar devam etmiyor, iyi şeylerde kötü şeylerde bir gün mutlaka yerini bir başka duruma bırakıyor.... Önemli olan anın tadını çıkarmak...
4.) Neleri Özlüyorum???
- Bu çok zor bir soru, benim için bir çok cevabı olabilir ama tek cevabım olacak; Okul hayatımı özlüyorum özellikle de Lise 2'yi çünkü hayatımda önemli değişikliklerin başlangıcıydı....
5.) Çok severim???
- Sahaflarda gezip kitap koklamayı çoook severiiim ama uzun zamandır yapamıyorum..
6.) Nefret Ederim???
- İki arada kalmaktan nefret ederim, bu aralar bolca yaşıyorum.
7.) Bu günlerde çok dinledim???
- Bu aralar şu şarkıları çok dinledim özellikle de BigBang'in geç keşfettiğim bu müthiş şarkısı:


Sonra Pixie Lott ve GD&TOP düeti "Dancing On My Own"


Müthiş eğlenceli bir animasyon filmi olan Hotel Transylvania'nın Zing şarkısı!!! Hadi Zingleyeliiim :D
(Sondaki iskelete bayılıyorum... kkk)

T-ara 'dan Roly Poly!!! Evet inkar etmiyorum son zamanlarda deli gibi Roly Poly diye gezdiğim doğrudur :D


8.)Şimdiki ruh halim???
- Ortaya karışık, hangi ruh halinde olduğumu bende bilmiyorum :D
Sıra geldi Bu mimi paslamayaaaa :D ben bu mimi çok sevdiğim birine göndereceğim; Minashi'ye :D Cevaplarını dört gözle bekliyorum ^^

13 Ocak 2013 Pazar

THE MOON THAT EMBRACES THE SUN / GÜNEŞİ KUCAKLAYAN AY



Ben çok fazla tarihi Kdrama izlemeyi sevmeyen biriyim,aslında Kdrama olduğu müddetçe her türlü yapımı izlerim ama tarihi dizilerdeki yavaş ilerleme ve bol entrikayı kaldıramıyorum.O nedenle tarihi bir dizi seçerken çok inceliyorum.Araştırmalarım beni bu güzel diziye götürdü: The Moon That Embraces The Sun yani Güneşi Kucaklayan Ay!(Bu diziyi izlemeye karar verme sebeplerimden biride bu güzel ismidir,beni etkilemişti)
Diziye spoiler vermeden kısaca konusunu anlatarak başlamak istiyorum bir yanlışım olursa şimdiden affola! :D
Güneşi Kucaklayan Ay'da diğer tarihi dizilerin çoğunda olduğu gibi Kralı kendi isteklerince kullanmak isteyen birkaç bakan ve her zaman benim dediğim olsun diyen bir ana kraliçe siyasi oyunlarına başlarlar fakaaattt   şöyle bir durum var ki kralımız başka krallara benzemiyor yani arkasında dönen oyunları biliyor ve kime nasıl davranması gerektiğini çok iyi biliyor.Dizinin en çok sevdiğim tarafı da buydu Kral ayakta uyumuyordu,hak edene ağzının payını bol miktarda veriyordu.Bu sırada Prens olan başkahramanımız Lee Hwon, sarayın iyi adamlarından Baş Bilgin'in kızı Yeon Woo ile birbirlerine aşık olurlar.Kısa sürede olsa şans onlardan yana olur mutlu olurlar.Evlilik törenlerinden önce Şeytanın önde gideni Ana Kraliçe ve Çalışma bakanı bu mutluluğa engel olurlar.Prensi Çalışma bakanının kızıyla evlendirmek için Yeon Woo'yu kara büyüyle öldürmek isterler.Büyüyü yapacak şaman hanım bazı olaylar sonucu bu kızı korumak adına söz verdiği için gizli yöntemlerle kzı bir bakıma bu kötü komplolardan kurtarır.Ne var ki herkes kızın öldüğünü düşünür ama tam tersine farklı bir durum vardır ortada,Kız ölmemiştir ama hafızasını kaybetmiştir.Şaman saraydan ayrılarak gizlice kızıda yanına alır ve onun bir şaman olarak saraydan uzakta hayatta kalacağını düşünerek uzaklara götürür.Aradan sancılı bir 8 yıl geçer Prens artık Kral olmuştur babası gibi dönen dolapların farkındadır ve hala Yeon Woo'yu unutamamıştır.Ne var ki Çalışma bakanının kızıyla evlidir ama kraliçeye kesinlikle yüz vermez.Her seferinde Bakanların.Anakraliçenin ve Kraliçenin arkasından çevirdikleri işleri boşa çıkarır,hepsinin ağzının payını verir.Kader artık şaman olarak tanınan Yeon Woo'yu kralın iyileştirici tılsımı göreviyle saraya çeker ve olaylar başlar. Kader onları sarayın kötü oyunlardan kurtarıp tekrar birleştirebilecek midir???
Dizinin oyuncularını da çok sevdim: Kim Soo-Hyun, Yeo Jin-Ku, Han Ga-In, Kim You-Jung, Jung Il-Woo, Lee Min-Ho... Ama özellikle de kral rolünde Kim Soo-Hyun müthişti.Dizide gülümsemesi de ağlaması da beni çok etkiledi,rolde çok yakışmış doğrusu ^^ Ahh birde 16. bölümün sonundaki o hali beni mahvetti,oskarlık oyun çıkardı çocuk ya!
Bu dizi beni gerçekten çok etkiledi diğer tarihi diziler gibi sıkmadı.Dizi gerçekten sade ve içtendi yeri geldi gülmekten gözlerimden yaş geldi yeri geldi ağlamaktan gözlerim şişti.Benim tavsiyemdir,mutlaka izlenmesi gereken dizilerden.Açık söyleyeyim eğer ben izlemesem böyle güzel bir diziyi kaçırdığım için üzülürdüm...
Ahh birde Kralın yardımcısı,sağ kolu acuşşi yok mu beni dizi boyunca gülmekten öldürdü örnek şekil 1a da görüldüğü gibi :D :D :D






Diziden sevdiğim sahnelerden gifler:







Allahım!!! Sırıtışa bak ya :D


Ayrıca görünüşe göre kamera arkasında da çok eğlenmişler şunlara bir bakın:








Bu arada dizinin Ost'larıda dizinin kendisi gibi güzel işte o ost'lardan biri:


Yeni bir yazıda görüşmek üzere; ANYOO!!!

(DİPNOT:Bu arada birşey merak ediyorum:yazılarımda bol fotoğraf ve video kullanmayı çok seviyorum ama okurken size nasıl yansıyor bilmiyorum,yazılarımı böyle seviyor musunuz?Bu konu hakkında beni yorumlarınızla aydınlatırsanız sevinirim)